Site Logo

Bİz bu Şehrİ trİbünden sevdİk...

Sene 2009’du… Daha lise 1. sınıfa gidiyordum. Bilinçsiz her genç gibi ben de İstanbul üçüzlerinden birini tutardım. KAHRAMANMARAŞSPOR ve KAHRAMANMARAŞ kenti benim için pek bir değer ifade etmezdi. Dayım dedi:  “ Henüz sezonun başı , gel maça gidelim. KAHRAMANMARAŞSPOR’un maçı var bugün Hanefi Mahçiçek stadında.” Gittik maça. Açık tribüne girdik. Millet yavaş yavaş toparlanmaya başladı etrafımızda ağabeylerdi. Ellerinde yeni yapılan Kırmızı-Beyaz atkılar vardı.Sırtlarında formalar , önce garibime gitti. Küçücük çocuklar gibi formalarıyla maça gelmişler dedim kendi kendime… Koca koca adamlardı…Burası farklı bir yerdi. Televizyonlarda gördüğüm cinsten bir tribün değildi. O tribün, KAHRAMANMARAŞSPOR’un tribünüydü. İlk defa geliyordum nereden bilecektim ki ?

     Sonra tribün kalabalıklaştı. Takımlar sahaya çıktı.Tribündekiler gırtlaklarını patlatıyordu. Ben de girdim havaya , bağırıyordum. KAHRAMANMARAŞSPOR sahada biz tribünlerde… Her KAHRAMANMARAŞSPOR atağında coşmaya başladım. İçim dışım her bir tarafım Kırmızı-Beyaz bir coşkuyla kaplanmıştı. Sahada maç vardı, futbolcular bir şeyler oynuyordu. Goller atılıyor, goller kaçıyordu… Ama umurumda bile değildi.. Biz bambaşka bir havadaydık. MARAŞ..MARAŞ..MARAŞ..  diye bağırıyor, her haykırışta kendimi bu kentin bir parçası olarak hissediyordum. Artik KAHRAMANMARAŞ’lıydım… KAHRAMANMARAŞ’ı seviyordum. KAHRAMANMARAŞSPOR’u SEVİYORDUM. Evet, ben bu Şehri sevdim ama TRİBÜNLERDE SEVDİM…
Sadece ben değil ..Dayımda aynı durumdaydı.. BİZ BU ŞEHRİ TRİBÜNLERDE SEVDİK…

     Maç günüdür… Akşam vaktidir. Kalabaliklar stada doğru  akar. Bu kalabalıklar şehrinin takımını tribünden izlemek üzere yola çıkanlardır. En babacanları ise gruplar halinde akar stada. Tezahüratlar eşliğinde…. Tribün gruplarıdır bunlar… Yine Kapalı Tribünde yerlerini alacaklar… 90 dakika boyu gırtlaklar patlatılacak. Yine atılan goller görülmeyecek.Sadece golü attığımızı bileceğiz o kadar. Arada kaçamak bir şekilde soracağız yanımızdakilere: “Golü kim attı?” Gerçi pek önemi de kalmamıştır. Golü atmıştık ya, kim atarsa atsın… Yine aynı tezahürat: MARAŞ..MARAŞ..MARAŞ.. 
Tribünlerde bir kentin coşkusu, birkaç yüz delikanlının tezahüratlarıyla bir daha islenecek yüreklerimize. Bunlar yaşı genç ama yüreği geniş delikanlılar. Koskoca bir kenti diğer onbinlerin duyarsızlığına isyan edercesine yüreklerinde yaşayan aslan parçaları… Tribünler, KAHRAMANMARAŞ’lı , KAHRAMANMARAŞSPOR’lu olduğunu onların susmak bilmeyen tezahüratları sayesinde anlar ancak. Bir kentin tribünlerde atan nabzıdır onlar. Onlar tribünde susarsa kalabalık izleyici kitleleri susar… Tüm kent susar, bir ölüm sessizliğine bürünür. Bir kenti tribünde yaşatmaktır bunun adi. İste bu yüzden : BİZ BU ŞEHRİ TRIBÜNLERDE SEVDİK !!!

     Biz bu şehri , bu şehrin takimini, plazma TV karsısında dijital bir ortamda, sanal bir kıvamda yalandan sevmedik. Kentimizin benliğini ve gururunu bizden uzak İstanbul takımları için üç kuruşluk şampiyonluklara peşkeş çekmedik.
Asırlık birikimin, parasal gücün,medyatik pompalamanın desteğiyle hazırlanmış şampiyonlukların hatırına kentimizin değerlerini satmadık. Hazır başarının manevi rantını yemeyi değil, zor olanı seçtik. Kentimizin takımını sevdik.
İstanbul üçüzlerinin peşinde yokuş aşağı yuvarlanmak kolaycılığını seçmedik. Kentimizin kaderini sırtımıza, sevgisini yüreğimize, sesini gırtlağımıza yükledik, zor olanı, yokuş yukarı tırmanmayı seçtik.

     Yenildik, üzüldük, kahrolduk ama yine sevdik. KAHRAMANMARAŞSPOR’umuzu delikanlıca sevdik...Adam gibi sevmeyi tribünde öğrendik….
BİZ BU ŞEHRİ TRIBÜNLERDE SEVDİK !!! 



Saygılarımla

Cuma TOZAR